BÖLÜM 1: BILGISAYAR DONANIMI
1.1- GIRIS
Bilgisayar, kullanicidan aldigi verilerle mantiksal ve
aritmetiksel islemleri yapan yaptigi islemlerin sonucunu
saklayabilen sakladigi bilgilere istenildiginde
ulasilabilen elektronik bir makinedir.
Bu
islemleri yaparken veriler girilir ve islenir. Ayrica,
istendiginde yapilan islemler depolanabilir ve çikisi
alinabilir. Bilgisayar islem yaparken hizlidir,
yorulmaz, sikilmaz. Bilgisayar programlanabilir.
Bilgisayar kendi basina bir is yapmaz. Bilgisayarla
ilgili olarak kullanilan bu terimlerin anlamlari asagida
verilmistir.
Giris: Kisi tarafindan veya bilgisayar tarafindan
saglanan verilerdir. Bu veriler, sayilar, harfler,
sözcükler, ses sinyalleri ve komutlardir. Veriler giris
birimleri tarafindan toplanir.
Islem: Veriler insanlarin amaçlari dogrultusunda,
programin yetenekleri ölçüsünde islem basamaklarindan
geçer.
Bellek: Verilerin depolandigi yerdir. Giris yapilan ve
islenen veriler bellekte depolanir.
Çikis: Bilgisayar tarafindan islem basamaklarindan
geçirilerek üretilen yazi, resim, tablo, müzik, grafik,
hareketli görüntü, vb. nin ekrandan ya da yazici,
hoparlör gibi degisik çikis birimlerinden alinmasidir.
Bir bilgisayarin islem yapabilmesi için donanim ve
yazilima gereksinim vardir.
Donanim (Hardware): Bilgisayarin fiziksel kisimlarina
donanim denilmektedir. Ekran, klavye, Sabit disk (sabit
disk), fare, yazici, bellek, mikroislemci, tarayici vb.
bilgisayar donanimini olusturan parçalardir.
Yazilim (Software): Bilgisayar donaniminda
kullanilançesitli programlara yazilim denir. Bilgisayar
donaniminin çalismasini saglayan yazilimlar oldugu gibi,
bilgisayarda islem yapmayi saglayan yazilimlarda vardir.
Yazilima örnek olarak, kelime islemciler (word
processor), tablolama (spread sheet), sunu
(presentation), programlama dilleri (Pascal, C, Visual
Basic vb.), ses (sound) programlari verilebilir.
1.2 BILGISAYAR SISTEM BIRIMLERI
Bu
birimler, bilgisayar kasasi içinde, ana kart üzerinde ya
da dogrudan ana karta bagli birimlerdir. Burada
öncelikle bilgisayarin beyni sayilan mikro islemcinin de
üzerinde bulundugu Ana Karttan bahsetmek gereklidir.
1.2.1 ANA KART
Ana kart, fiberglastan yapilmis, üzerinde bakir yollarin
bulundugu, genellikle koyu yesil renkte büyükçe bir
levhadir. Ana kart üzerinde, mikroislemci, bellek,
genisleme yuvalari, BIOS ve diger yardimci devreler yer
alir., Sistem saati bu yardimci devrelereden biridir.
Ana kart, tüm sistemin temelini olusturmaktadir. Diger
kartlar (I/O karti, grafik karti, vb.) ana kart
üzerindeki genisleme yuvalarina takilir. Ana kart, tüm
kartlarin kendi üzerine takilmasindan dolayi bu adi
almistir. Çünkü bilgisayarin diger bilesenleri bir
sekilde ana karta baglaniyor, birbirleri ile anlasmak
için ana karti bir platform olarak kullaniyor; yani
bilgisayarin
"sinir sistemi" ana kart üzerinde yer aliyor. Bir
kisisel bilgisayar (PC) 'in hangi özelliklere sahip
olabilecegini belirleyen en önemli bilesen ana karttir,
çünkü ana kart üzerindeki elektronik bilesenler,
bilgisayara hangi tür islemciler takilabilecegini,
maksimum bellek kapasitesinin ne kadar olabilecegini,
bazi bilesenlerin hangi hizlara çikabilecegini, hangi
yeni donanim
teknolojilerini destekleyebilecegini belirlemektedir.
Burada ana kart ile ilgili sik kullanilan bazi teknik
terimlerin bilinmesinde fayda vardir. Bunlar:
Yonga Seti: Yongaseti (chip set), ana kartin "beynini"
olusturan entegre devrelerdir. Bunlara bilgisayarin
trafik polisleri diyebiliriz. Çünkü bu devreler islemci,
önbellek, sistem veri yollari, çevre birimleri, kisacasi
bilgisayar içindeki her sey arasindaki veri akisini
denetler. Veri akisi, Bilgisayarin pek çok parçasinin
islemesi ve performansi açisindan çok önemli oldugundan,
yonga seti de bilgisayarinizin kalitesi, özellikleri ve
hizi üzerinde en önemli etkiye sahip birkaç bilesenden
biridir. Eski sistemlerde bilgisayarin farkli bilesen ve
islevlerini, çok sayida yonga denetlerdi. Yeni
sistemlerde hem maliyeti düsürmek, hem tasarimi
basitlestirmek, hem de daha iyi uyumluluk saglamak için
bu yongalar tek bir yonga seti olarak düzenlendi.
Günümüzde en yaygin yonga seti Intel tarafindan
üretilmektedir. Intel kendi yonga setlerini, bunlarin
destekledigi veriyolu teknolojilerini de temsil edecek
sekilde PCI set ve AGP set olarak da adlandirmaktadir.
Silicon Integrated Systems (SiS), Acer Labs Inc. (ALI),
VIA gibi üretici firmalarin da gelistirdigi popüler
yonga setleri vardir.
Veriyolu: Bilgisayarinizin içindeki bilesenler
birbirleri ile çesitli sekillerde "konusurlar". Kasa
içindeki bilesenlerin çogu (islemci, önbellek, bellek,
genisleme kartlari, depolama aygitlari vs.) birbirleri
ile veriyollari araciligi ile konusurlar. Basitçe,
bilgisayarin bir bileseninden digerine verileri iletmek
için kullanilan devrelere veriyolu (bus) adi verilir. Bu
veriyollarinin ucunda da genisleme yuvalari bulunabilir.
Sistem veriyolu denince, genelde ana kart üzerindeki
bilesenler arasindaki veriyollari anlasilir. Ayrica ana
karta takilan kartlarin islemci ve bellege
erisebilmelerini saglayan genisleme yuvalarina da
veriyolu adi verilir. Tüm veriyollari Adres ve Standart
veriyolu olmak üzere iki bölümden olusur. Standart
veriyolu bilgisayarda yapilan islemlerle ilgili verileri
aktarirken, adres veriyolu, verilerin nerelere
gidecegini belirler. Bir veriyolunun kapasitesi
önemlidir,çünkü bir seferde ne kadar veri transfer
edilebilecegini belirler. Örnegin, 16 bit'lik veriyolu
bir seferde 16 bit, 32 bit'lik veriyolu 32 bit veri
transfer eder. Her veriyolunun MHz cinsinden bir saat
hizi (frekans) degeri vardir. Hizli bir veriyolu,
verileri daha hizli transfer ederek uygulamalarin daha
hizli çalismasini saglar. Kullandigimiz bazi donanim
aygitlari da bu veriyollarina uygun olarak üretilir.
Sadece iki donanim aygitini birbirine baglayan
veriyoluna "port" adi verilir. (örnegin AGP = Advanced
Graphics Port). Bugün bilgisayarlarimizda ISA, PCI ve
AGP veriyollari bulunmaktadir. Ana kartin üzerindeki
farkli boyut ve renklerde yan yana dizilmis kart takma
yuvalarindan bunlari taniyabilirsiniz.
ISA (Industry Standard Architecture): Ana kartin
kenarina yakin yerde bulunan uzun siyah kart yuvalari
ISA yuvasidir. 17 yildan beri kullanilan eski bir
veriyolu mimarisidir. 1984'te 8 bit'ten 16 bit'e
çikarilmistir. Ama bugün bile 8 bitlik kartlar olabilir.
Örnegin bir ISA kartin, yuvaya giren iki bölmeli
çikintisinin sadece bir kenarinda baglanti bacaklari
varsa, bu 8 bitlik bir karttir. 90'lardan itibaren çogu
aygitin daha hizli PCI modeli çiktigindan ISA yavas
yavas terkedilmeye baslanmistir. Hatta bugün ISA
veriyolu olmayan ana kartlar da bulunmaktadir. 1993'te
Intel ve Microsoft, Tak Çalistir ISA standardini
gelistirmistir. Böylece isletim sistemi ISA kartlarin
konfigürasyonunu, sizin jumper'larla, dip switch'lerle
bogusmaniza gerek kalmadan otomatik yapmaktadir.
PCI (Peripheral Component Interconnect): Ana kartta PCI
yuvalari, ISA yuvalarinin hemen yaninda bulunur; beyaz
renkte ve ISA'dan biraz daha kisadir. PCI veriyolu Tak
Çalisir desteklidir. 1993'te Intel tarafindan
gelistirilen bu veriyolu 64 bit'liktir, ama uyumluluk
problemleri nedeniyle uygulamada genelde 32 bit'lik bir
veri yolu olarak kullanilir. 33 veya 66 MHz saat
hizlarinda çalisir. 32 bit ve 33 MHz PCI veri yolunun
kapasitesi 133 MB/sn'dir.
AGP (Advanced Graphics Port): Sadece ekran kartlari için
çikarilmis bir veriyoludur. Grafik agirlikli uygulamalar
gelistikçe ( 3 boyutlu grafikler, tam ekran video gibi)
islemci ile bilgisayarin grafik bilesenleri arasinda
daha genis bir bant genisligine ihtiyaç dogmustur. Bunun
sonucunda grafik kartlarinda ISA'dan bir ara veriyolu
standardi olan VESA'ya, oradan da PCI'a geçilmistir. Ama
bu da yeterli görülmeyince, grafik kartinin islemciye
dogrudan ulasmasini saglayacak, ona özel bir veriyolu
olan AGP, 1997 sonunda gelistirilmistir. AGP kanali, 32
bit genisligindedir ve 66 MHz hizinda çalisir. Yani
toplam bant genis ligi, 266 MB/sn'dir. Ayrica özel bir
sinyallesme metoduyla ayni saat hizinda iki kat veya 4
kat daha hizli veri akisinin saglanabildigi 2xAGP ve
4xAGP modlari vardir. 2xAGP'de veri akis hizi 533 MB/sn
olmaktadir. Ancak sistem veriyolu hizi 66 MHz ise, 2xAGP
tüm bant genisligini kaplayip diger aygitlara yer
birakmayacagi için 66 MHz'lik ana kartlarda 1xAGP
kullanilir. 100 MHz ana kartlarda bant genisligi 763
MB/sn'ye çiktigindan 2xAGP ile uyumludur. 1 GB/sn
isteyen 4xAGP'nin ise 133 MHz'lik sistem veriyoluna
sahip ana kartlarla uyumlu olup olmayacagini hep
birlikte görecegiz. Peki bu kadar hiza ihtiyacimiz var
mi? Günümüzün en agir 3D oyunlari bile bu hiza ihtiyaç
duymamaktadir. Bu yüzden ayni kartin PCI ve AGP
versiyonlari arasinda pek performans farki yoktur. Yine
de grafik için daha gelismis bir veriyolu oldugu ve bize
fazladan bir PCI yuvasi bos biraktigi için AGP kartlari
tercih edilmektedir.
Portlar, Konnektörler: Bilgisayar ile çalisirken kasa
kapali oldugundan ana karti görmeyiz. Ama çesitli
aygitlari baglamak için kasanin arkasinda yer alan
girisler (portlar) dogrudan ana karta baglidir. Eski ana
kartlarda AT form faktörü kullanilirken bu portlar birer
kablo araciligi ile ana kart üzerindeki konnektörlere
baglanirdi, ama ATX form faktörü ile bu portlar ana kart
ile bütünlesik duruma gelmistir. Yani ana kartin bir
kenarinda bulunan bu portlar, tam kasanin arka
kismindaki bosluklara denk gelmektedir. Bu yüzden
kasalar da ana kart form faktörlerine uygun olarak
üretilmektedir.
Ana kartiniz ve kasaniz ATX formundaysa (artik tüm yeni
bilgisayarlarda öyle) kasanin arkasinda tipik olarak bir
klavye portu, bir fare portu, iki USB portu, iki seri pc
(COM) portu, bir paralel (LPT) portu göreceksiniz.
Günümüzde klavye ve fare için artik PS/2 portu adi
verilen küçük yuvarlak, 6 pinli portlar kullaniliyor.
Aslinda fare seri portu da bir adaptör yardimiyla
kullanabilir (veya zaten seri kablolu fareler vardir),
ama fareninde kendine ait bir portu olmasi daha iyidir.
Seri portlara genelde harici modemler baglanir, ama seri
port kullanan baska aygitlar da vardir (yedekleme
aygitlari, dijital kameralar gibi). Paralel porta ise
yazici veya tarayici baglanir. USB portlara neredeyse
her tür harici aygit baglanabilir. Ancak USB aygitlar
yeni yeni yayginlasmaktadir. USB'nin özelligi, seri ve
paralel portlara göre çok daha hizli olmasi ve USB
aygitlar üzerindeki yeni USB portlari araciligi ile
ucuca çok sayida aygitin zincirleme baglanabilmesidir.
Bunlarin disinda, ana kart üzerine takilan (veya
bütünlesik olan) grafik karti, ses karti, TV karti, SCSI
karti gibi aygitlarin portlari da kasa arkasinda yer
alir.
Ana kart üzerinde, kasa içinden ulasilabilen portlar da
bulunur. Bunlar genel olarak iki adet IDE portu, bir
disket sürücü portu, ana kart ile bütünlesikse SCSI
portudur. Bu portlara takilan yassi kablolar araciligi
ile ana karta sabit disk, CD sürücü, CD yazici, disket
sürücü gibi dahili aygitlar baglanabilir. Bir IDE
portuna bagli kabloya, üzerindeki iki konnektör
araciligiyla iki aygit baglanabilir.
Bunlarin disinda, ana kart üzerinde islemciyi takmak
için bir soket veya slot bulunur. Soket, yassi
dikdörtgen seklinde, islemcinin iki düzlem üzerinde
(enine ve boyuna) uzanan ignelerin oturdugu yuvaya
verilen addir. Günümüz ana kartlarinda PGA370 tipinde
370 igneli Celeron islemciler için PGA soketleri, AMD
K6-2 ve K6-3 islemciler için AGP ve 100 MHz sistem
veriyolu destegi bulunan Super 7 soketleri, Cyrix (K6-2
ve eski Pentium MMX islemciler için) 66 MHz destekleyen
Socket 7 tipi soketler bulunabilmektedir.
Slot ise, genisleme yuvalarina benzer, uzun ince
dikdörtgen seklindeki islemci yuvalarina verilen addir.
Önbellek: Bugün bilgisayarlarda kullanilan tüm
donanimlar 15 yil öncesine göre çok daha hizli. Ama her
bir donanim bileseninin hizi esit ölçüde artmadi.
Örnegin, islemcilerdeki performans gelisimi, sabit
disktekilerden kat kat daha fazladir. Hani bir
bilgisayarin gücü en zayif halkasi kadardir derler ya,
islemci ve bellek çok hizli olsa da yavas kalan bir
sabit disk ile bu performans artisini tam anlami ile
yasamaniz mümkün degildir. Islemci bos bos oturup
kendisine bilgi gelmesini bekler. Tabii bunu önlemek
için bazi ara çözümler gelistirildi. Örnegin, yakin
zamanda kullanilan bilgilerin sabit diskten önbellek
(cache) adi verilen bir birime aktarilmasi, islemcinin
ihtiyaç duydugunda sik kullanilan bilgileri bu önbellek
alanindan almasi olanakli kilindi. Iste önbelleklemenin
esasi budur. Bir bilgisayarda çesitli bellek kademeleri
vardir: birincil önbellek (L1 cache), ikincil önbellek
(L2 cache), sistem bellegi (RAM) ve sabit disk veya
CD-ROM. Diyelim ki islemci bir bilgiye ihtiyaç duyuyor.
Önce gider, en hizli bellek türü olan L1 önbellege
bakar. Bilgi orada varsa, gecikme olmaksizin bu
bilgileri alir ve isler. L1 önbellekte yoksa, L2'ye
bakar ve bilgiler buradaysa nispeten küçük bir gecikme
ile bilgileri alir. Orada da yoksa önbellege göre daha
yavas kalan sistem bellegine, yine yoksa en yavaslari
olan sabit diske veya CD-ROM vb. bilginin geldigi
aygitlara bakar.
L1
ön bellek en hizlisidir ve günümüz bilgisayarlarinda
dogrudan islemci üzerinde yer alir. Bu önbellek küçüktür
(genelde 64K'ya kadar. Pentium III, Pentium II ve
Celeron islemcilerde 32K, AMD K6-2 ve K6-3 islemcilerde
64K). L2 önbellek biraz daha yavas ama biraz daha büyük
olabilir. Pentium II ve III'lerde boyutu 512K'dir ve
islemci ile islemci hizinin yari hizinda haberlesir. Ilk
Celeron'larda yoktur; günümüz Celeron'larinda boyutu
128K'dir ve islemciyle ayni hizda haberlesir. AMD
K6-2'lerde islemci üzerinde degil, ana kart üzerindeki
bir yuvada 2GB'a kadar L2 önbellek bulunabilir ve
veriyolu hizinda (66 veya 100 MHz) haberlesir. AMD
K6-3'de 256K önbellek bulunur ve islemci ile ayni hizda
haberlesir. AMD K6-3 L1 ve L2 önbellegi üzerinde
bulundurdugu, ayni zamanda kullanildiklari ana kartlarda
da sistem veriyolu hizinda çalisan bir önbellek daha
bulundugu için 3. düzey (L3) önbellegi literatüre
sokmustur.
IRQ (Kesme) : (Interrupt Request) Bir süre BILGISAYAR
kullanan herkes su ünlü "IRQ çakismasi" tabirini duyar.
IRQ ‘nun Türkçesi "kesme" dir. Yani islemci bir isle
mesgulken, bilgisayarin bir yerinden baska bir
donanimdan islemciye söyle bir emir geliyor: "Benimle de
ilgilen!" Bu istek islemcinin isini böler. Tabii islemci
ayni anda çok sayida isi birden yapabilir. Klavye ve
fare kullanirken bir yandan ekrana gönderilen verileri
isler, sabit diskten okuma yapar, modemin indirdigi
dosyalara bakar vs. Ama islemciye isini görmesi için
ihtiyaç duyan bir aygitin ona sinyal gönderebilmesi için
özel bir hatta ihtiyaci vardir. Buna IRQ hatti adi
verilir. bilgisayarimizda 0'dan 15'e kadar numaralanan
16 IRQ hatti vardir. Iki aygit ayni IRQ hattini
kullanmaya kalkarsa çakisma meydana gelir ve o aygitlar
kullanilamaz. Aygitin birinin ayarlanarak bos olan bir
hatta yönlendirilmesi gerekir.
DMA kanallari: (Direct Memory Access) Dogru dan bellek
erisim kanallari, sistem içinde çogu aygitin dogrudan
bellek ile veri alisverisi için kullandigi yollardir.
IRQ'lar kadar "ünlü" degillerdir, çünkü sayilari daha
azdir ve daha az sayida donanimda kullanilirlar. Bu
yüzden de daha az soruna yol açarlar. Bildiginiz gibi
islemci bilgisayarin beynidir. Eski bilgisayarlarda
islemci neredeyse her seyi üstlenirdi. Tabii, tüm
donanim aygitlarina veri göndermek ve onlardan veri
almak isini üstlendi. Ancak bu pek verimli olmazdi.
Islemci veri transferi ile ilgilenmekten baska islemleri
dogru dürüst yerine getiremezdi. DMA sayesinde bazi
aygitlar kendi aralarinda veri transferi yapip bu yükü
islemcinin üzerinden aldi. DMA kanallari normalde yonga
setinin bir bölümünü olusturur. Bir bilgisayarda 8 DMA
kanali bulunur ve 0'dan 7'ye kadar numaralandirilir.
DMA'lar genelde ses kartlari, disket sürücüler, teyp
yedekleme birimleri, yazici portu (LPT1), ag ve SCSI
kartlari, ses özelligi olan modemler tarafindan
kullanilirlar.
BIOS: (Basic Input/Output System) BIOS'un açilimi Temel
Giris Çikis Sistemi'dir. bilgisayardaki en temel düzey
yazilimdir. donanim ile (özellikle de islemci ve yonga
setiyle) isletim sistemi arasinda bir arayüz görevi
görür. BIOS sistem donanima erisimi ve üzerinde
uygulamalarinizi çalistirdiginiz ileri düzey isletim
sistemlerinin (Windows, Linux vs.) yaratilmasini saglar.
BIOS ayni zamanda bilgisayarin donanim ayarlarini
kontrol eder. bilgisayarin dügmesine bastiginizda boot
etmesinden ve diger sistem islevlerinden sorumludur.
BlOS da bir yazilimd ir demistik. Bu yazilim ana kart
üzerindeki BIOS yongasi üzerinde tutulur. Eskiden BIOS
bir ROM (Read Only Memory) idi. Yani sadece
okunabiliyordu, üzerine yazilamiyordu. Daha sonra
eklenen yeni donanimlara göre BlOS'ta güncelleme
yapilmasinin gerekmesi üzerine Flash BIOS adi verilen
yazilabilir/güncellenebilir BIOS yongalari kullanilmaya
basladi. Böylece kullanicilar daha güncel bir BIOS
sürümünü ana kart üreticisinin Web sitesinden indirerek
yükleyebilirler. (Tabii yakin zamanlarda gündeme gelen
Çernobil (WinCIH) virüsünü duymussunuzdur. Iste bu virüs
de yazilabilir BIOS'lardaki bilgileri silerek
bilgisayarin açilmasini engelliyor.)
Disket Türleri
Disketler kapasite, yüzey sayisi ve yogunluklarina göre
çesitli türlerdedir. Bu türler söyle siralanabilir:
720 KB'lik : çift yüzeyli (double sided), çift
yogunluklu (double density) DS/DD
1. 1.44 MB'lik: çift yüzeyli (double
sided), yüksek yogunluklu (high density) DS/HD
2. 2.8 MB'lik: çift yüzeyli (double
sided), gelistirilmis yogunluklu (extended density)
DS/ED
Disket Sürücüler
Disketler üzerindeki islemler (okuma/yazma), disket
sürücüler tarafindan gerçeklestirilir. Disket sürücü
içinde, bir kafa mekanizmasina bagli iki adet
okuma/yazma kafasi vardir. Bu okuma/yazma kafalari bir
motor yardimiyla hareket ettirilir. Sürücüye takilan
disketin iki yüzünü, iki kafanin ayni anda taramasiyla
okuma/yazma islemi yapilir.
Disketin manyetik kaplama yüzeyine kayit yapmak için MFM
(Modified Frequency Modulation/Degistirilmis Frekans
Modülasyonu) yöntemi kullanilir. Bu yöntemle veri
hücrelerindeki manyetik yapi degistirilir. Veri,
hücrelerde bir degisiklik olup/olmamasi ile tanimlanir.
Bu manyetik yapi degisiklikleri okuma/yazma kafasi
tarafindan elektrik sinyallerine çevrilir. Disket sürücü
üzerinde bulunan kontrol devresi, bu sinyalleri disket
sürücü arabirimine yollar.
Her bilgisayarda bir disket sürücü bulunmasi gerekir.
Farkli kapasite ve sekilde sürücüler vardir. Bunlar;
360 KB, 5,25" DISKET SÜRÜCÜ
1. 1.2 MB,5,25" DISKET SÜRÜCÜ
720 KB, 3,5" DISKET SÜRÜCÜ
2. 1.44 MB,3,5" DISKET SÜRÜCÜ
3. 2.8 MB,3,5" DISKET SÜRÜCÜ 'lerdir.
Günümüz bilgisayarlarinda en yaygin kullanilan sürücü
3,5",1.44MB'lik disket sürücüdür. Bu disket sürücü 720KB
ile 1.44MB'lik disketleri okuyup-yazabilmektedir.
1.3.2.2 Ekranlar (Monitörler) ve Ekran Kartlari
Ekranlar (Monitörler):
Monitör, çogu zaman ekran olarak da bilinen, görüntüleri
olusturan, içeren ve sunan bir araçtir. Bilgisayarlarin
çogunda katot isinli (CRT-Cathod Ray Tube) monitör
kullanilir. Katot is inli monitörlerin görüntü olusturma
mantigi TV ile aynidir. LCD Liquid Cyrstal Display ve
gaz plazma monitörler ise, daha hafif ve az yer
kapladiklari için çogunlukla tasinabilir sistemlerde
kullanilirlar. Monitör, grafik kartlari ile birlikte
bilgisayarin temel görüntü sisteminin bir parçasidir.
Hem giris hem de çikis birimi olarak kullanilir. Giris
ve çikis birimlerinden gelen verilerin sonuçlarinin
ekranda gözükmesini saglar. Bilgisayarla kisi arasinda
iletisim saglar.
CRT (Cathode Ray Tube) Ekran (Monitör) ve Ekran
Kartlari:
CRT monitörlerin çalisma prensibi hemen hemen tüm
monitörlerde (monochrom, renkli) aynidir. CRT, elektron
parçaciklarinin hareketini kolaylastirmak için
havasi
alinmis bir tüpten ibarettir. Katod (elektron tabancasi)
tarafindan seri halde yollanan elektron parçaciklari,
tüpün degisik kesimlerine dogru hizla çarpar. Renkli
monitörlerin çalisma ilkeleri de temelde aynidir. Ama
renkli monitörlerde 3 adet katod bulunur. Yesil, mavi ve
kirmizi ile bütün renkler elde edilebildiginden, renkli
monitördeki her bir elektron tabancasi, ekranin
gerisindeki tabakada bulunan bir fosfor noktacigina ates
eder. Elektron fosfora karptiginda onu parlatir, ama bu
parlaklik çok uzun sürmez. Onun içindir ki, görüntü
degismese bile ayni islemin tekrar tekrar yapilmasi
gerekir. Katodlar ekrani sürekli olarak tazeler. Tarama
ve tazeleme islemi, ekranda satir satir yapilir.
Bir text ekranin genisligi 80 karakter, boyu 25
satirdir.
Grafik ekranda noktalar (pikseller) bulunur. Bir ekranda
ne kadar çok piksel varsa ekranin çözünürlügü artar.
Örnegin çözünürlük 640 x 480 , 800 x 600 , 1024 x 768
piksel olabilir. Ekranin kaliteli olmasinin çok büyük
önemi vardir.
Ekranlardan titresimsiz ve az radyasyonlu olanlari
tercih edilmelidir. Ekranlarin boyutu, 14 , 15 , 17 , 20
ve 21 inç 'dir.
Ekranlardaki görüntü netligi noktalar arasindaki
uzaklikla ilgilidir. Iki nokta arasindaki uzaklik ne
kadar azsa o kadar iyi görüntü elde edilir. Ekrandaki
noktalar arasi uzakligi 0.28 mm ve daha az olanlar
tercih edilmelidir.
LCD (Liquid Crystal Display) Monitörler:
Bu
monitörler daha çok tasinabilir bilgisayarlarda
kullanilir. LCD monitör, plastik bir tabaka içindeki
sivi kristalin isigi yansitmasi ilkesine dayali olarak
çalisir. LCD monitörler isigi yansitarak görüntü
olusturduklari için, isiksiz bir ortamda bir sey
görünmez. Fazla isikli
ortamda ise
ekranda isik yansimasi olacagindan görüntü yine saglikli
olarak algilanamayacaktir.
Hareketli görüntüler çok bulaniktir. Sivi kristal
akisinin yavasligi görüntü izinin hemen silinmemesine
neden olur; Bu dezavantajlarin yani sira, harcadigi
gücün düsük olmasi, çok küçük hacimleri ile tasinabilir
bilgisayarlar için vazgeçilmezdir. LCD monitörlerin
tasidigi olumsuzluklar son yillarda üreticileri yeni
arayislara itmistir. Bazi LCD modellerinde, "arkadan
aydinlatma" yöntemi kullanilarak monitörün bulundugu
ortamdaki isik dengelenir. Böylece ekrandaki istenmeyen
yansimalar bir ölçüde önlenir.
LCD Monitör Çesitleri:
Su
ana kadar çesitli LCD monitör teknolojileri
kullanilmistir. Bunlar, pasif matriks, dual scan ve
aktif matriks'tir.
Pasif Matriks Monitör: LCD monitörler genel ilkelere
göre çalisirlar. Farklilasma piksellerin
aydinlatilmasinda ortaya çikar. Pasif matriks
monitörlerde, her bir piksel, ekran tazelenmeden önce
söner. Bu ekranlarda tek bir defada bir satirdaki
pikseller aktif hale getirilir. Bir piksel tekrar aktif
hale getirilinceye kadar parlakligini kaybeder. Ekran
tazeleme hizi çok yavaslayarak görüntü kalitesinin
düsmesine neden olur.
Dual Scan Monitör: Bu monitörler genel olarak pasif
matriks monitör gibi çalisirlar. Temel farklilik,
ekranin ikiye bölünmüs olmasidir. Ekranin herbir bölümü
ayri ayri taranarak, ekran yenileme hizinin iki katina
çikmasi saglanir. Bu farklilik görüntü kalitesinde bir
iyilesme saglamaktadir.
Aktif Matriks Monitör: Pasif matriks monitörlerin
tersine aktif matrikslerde, her bir pikseli kontrol eden
ayri ayri transistörler vardir. Bu transistörler,
piksellerin henüz parlakligini yitirmeden yenilenmesini
saglarlar. Her pikselin kendine ait bir regülatörü
(dengeleyicisi) vardir. Bu dengeleyici yardimiyla her
bir piksele ait voltaj digerini etkilemedigi için çok
daha iyi görüntüler elde edilebilmektedir.
Ekran Kartlari:

Ekran kartlari, önceleri görüntüleri metin tabanli
monitörlere aktarmaya yarayan basit kartlardi. Örnegin,
yazi yazdikça bunlari ifade eden 0 ve 1'lerden olusan
sinyalleri monitöre görüntü halinde gönderen, islemcinin
isledigi verileri dogrudan ekrana karakterler halinde
yansitan kartlardan ibaretti. Daha sonra uygulamalar
gelistikçe kartlar da gelisti, ekranda grafik çizdirme
özellikleri artti. Bir gün video görüntülerinin tam
ekran oynatilmasini saglayan, bol sikistirmali oldugu
için az yer kaplayan MPEG-1 standardi çikti. Bu
standart, sikistirilmis görüntünün çözülerek kare
atlamasiz ve tam ekran oynatilabilmesi için özel MPEG-1
kartlar gerektiriyordu. Ancak kisa sürede güçlü ekran
kartlari da MPEG-1 oynatmaya basladi. O zamanlar üç
boyutlu modelleme ve tasarim çalismalari yapan (örnegin
bu uygulamalarda olusturduklari nesneleri bilgisayarda
bir doku ile kaplatmak için güçlü ekran kartlarina
ihtiyaç duyan) profesyoneller disinda herkes, bir ekran
kartinda MPEG-1 oynatma özelligi bulunup bulunmadigindan
baska bir seye bakmiyordu. Tabii bir de bir ekran
kartinin daha fazla rengi daha yüksek çözünürlükte
gösterebilmesi bellek kapasitesine bagli oldugundan,
ekran karti üzerinde yeterli bellek bulunmasina özen
gösterilirdi. Günümüzde ekran kartlarinda bunlarin yani
sira aranacak baska ölçütler de var. Ancak sunu bastan
belirtmek gerekir: Bugün ekran kartlarindaki gelismeler
islemcilerdeki gelismeleri geçti. Teknolojisi en hizli
gelisen donanim diyebiliriz. Artik 5-6 ayda bir yeni bir
ekran karti teknolojisi çikiyor.
Günümüzdeki ekran kartlari PCI ve AGP veriyolunu
kullaniyorlar. Veriyollan konusuna "Ana kart"
bölümümüzde deginmistik. Ekran kartlarinin kendi
islemcileri ve bellekleri olur. Bugün son kullaniciya
yönelik olarak yeni çikan ekran kartlarindaki
islemcilerin, tek basina, Pentium'lardan hemen önce
kullandigimiz 486 islemciler kadar güçlü oldugu
söyleniyor.
Çözünürlük, Renk, Hiz : Ekran üzerindeki görüntü
binlerce (veya milyonlarca) noktadan olusur. Bunlara
pixel adi verilir. Her bir pixel farkli renk ve
parlakliga sahip olabilir. Bir ekranda görüntülenebilen
pixel sayisina çözünürlük adi verilir. Ekranimiz iki
boyutlu oldugundan çözünürlük 1024x768 gibi iki rakamla
ifade edilir. Bunlarin ilki yatay düzlemdeki, ikincisi
dikey düzlemdeki pixel adedini ifade eder. Çözünürlük
arttikça ekranda daha fazla pixel görüntülenir. Ancak
yüksek çözünürlükte küçülen piksellerin detay seviyesi
yükselir ve monitörler boyutlarina bagli olarak belirli
bir çözünürlükten sonrasini gösteremezler. Çözünürlükler
isletim sisteminde önceden belirlenmis setler halinde
tanimlanirlar (640x480, 800x600, 1024x768 gibi) ve bir
bilgisayarda genelde bunlarin 2 veya 3'ü kullanilir.
Standart monitörlerde en/boy orani 4:3'tür. Bu
çözünürlükler de buna uygundur (sadece 1280x1024 5:4'e
karsilik gelir, ama bu da 4:3'e çok yakindir). Böylece
görüntüler ekranda buna göre çizilir, bir daire elips
seklinde görünmez.
Ekran üzerindeki her piksel üç renk sinyalinin (kirmizi,
yesil ve mavi) bir bilesimi olarak görünür. Her pixel'in
görünümü bu üç isinin yogunlugu (parlakligi) tarafindan
belirlenir. Her üçü de en yüksek parlakliktaysa pixel
beyaz görünür, en düsük ise siyah görünür vs. Bir
pixel'de görüntülenebilen renk adedi, renk derinligini
belirler. Buna bit derinligi de denir, çünkü renk
derinligi bit cinsinden ölçülür. Piksel basina daha
fazla bit kullanilirsa, görüntünün renk detayi daha
hassas, daha gerçege yakin olur. Tabii, renk derinligi
arttikça bellekte saklanmasi gereken bilgi sayisi da bit
cinsinden artar. Bunun yaninda ekran kartinin islemesi
gereken veri sayisi artar, maksimum tazelenme hizi
düser. Asagidaki tabloda günümüz bilgisayarlarinda
kullanilan renk derinlikleri verilmistir:
|
Renk Derinligi |
Görüntülenen Renk Adedi |
Pixel Basina Bellekte Kaplanan Alan (Byte)
|
Renk derinliginin Genel Ismi |
|
4 Bit (24) |
16 |
0,5 |
Standart VGA |
|
8 Bit (28) |
256 |
1 |
256 Renk |
|
16 Bit (216) |
65,536 |
2 |
Yüksek renk (High Color) |
|
24 Bit (224) |
16,777,216 |
3 |
Gerçek Renk (True Color) |
Ekran Karti Tazelenme Hizlari ve Interlace:
Bir ekran
kartinda, ekran karti belleginin (video bellegi)
içerigini okumaktan sorumlu aygit RAMDAC'tir. Bellekteki
sayisal verileri (1 ve 0'lardan olusan) okuyup monitörün
görüntüleyebilecegi analog video sinyallerine
dönüstürür. RAMDAC'in dönüstürme ve aktarma becerisi,
tazelenme hizini belirler. Bir ekran kartinin tazelenme
hizi, RAMDAC'inin video sinyallerini saniyede kaç kere
monitöre gönderebilecegine baglidir. Ayni sekilde
monitörün de tazelenme hizi olur, çünkü o da bu
gönderilen sinyallerle ekrani tekrar tekrar boyar. Bu
islemler belirli bir hizda yapilmazsa titresim olur;
gözü rahatsiz eder. Tazelenme hizi bir frekans birimi
olan Hz (hertz) cinsinden ölçülür.
"Interlacing" daha yüksek çözünürlügü "ucuza" sunmak
için gelistirilmis bir tekniktir. Ekranin satirlardan
olustugunu ve bu satirlara bir numara kondugunu düsünün.
Interlacing tekniginde, monitörün elektron tabancasi her
tazelenme sirasin -da ekranin sadece yarisindaki
satirlari (tek veya çift numarali satirlari) yeniler.
Intelacing normalde 871 lz'de yapilir (aslinda ekranin
yarisi tarandigindan 43.5 Hz). Bu islem hizli yapildigi
için gözümüz tek ve çift satirlardaki renk degerlerini
ayri ayri çiziliyormus gibi görmez ama toplam etkisi
olumsuz olabilir. Örnegin yüksek tazelenme hizi isteyen
animasyon, video gibi uygulamalarda titresim yasanir;
çogu insan da bunu farkeder, gözü rahatsiz olur. Bu
yüzden non-interlaced monitörler kullanmayi tercih
ederiz.
Günümüzdeki Ekran Kartlari:
Günümüzün ekran kartlari daha çok 3D grafikleri
hizlandirici özellikleri ile ön plana çiktilar. Bu
yüzden bunlara "3D grafik kartlari" veya "3D
hizlandirici" adi da verilir. Piyasaya hakim olan bu
grafik kartlar iki boyutlu islemlerde de (örnegin
Windows altinda çalisan Ofis uygulamalarinda, veya
dogrudan Windows'ta) yüksek performans sunduklarindan,
bugünlerde 3D hizlandirma özelligi olmayan ekran karti
almak pek akillica degil. Üstelik oyunlarin disindaki 3D
uygulamalar da bu kartlardan artik yeterince
yararlanabiliyor. Yine de sadece Ofisinizde sadece Word,
Excel gibi uygulamalari çalistirmak, Internet'e
baglanmak için bir ekran karti istiyorsaniz, 3D
özelliklerinin gelismis olup olmamasi veya 3D
uygulamalarda hizli olup olmamasi pek farketmez, ucuz
kartlar da isinizi görür.
Günümüz ekran kartlarinin becerileri, büyük ölçüde
üzerlerindeki islemcilere baglidir. Nvidia, 3dfx,ATI,
Matrox, Intel, SiS, S3 gibi firmalar grafik islemcileri
üretiyorlar. Örnegin Nvidia firmasi Riva 128, Riva
128ZX, Riva TNT gibi islemci modellerinin ardindan Riva
TNT2'yi çikardi ve bu islemcilere sahip kartlar yeni
piyasaya giriyor.
Nvidia'nin en büyük rakibi 3dfx firmasi baslarda sadece
oyuncular için, mevcut ekran kartina baglanarak 3D
oyunlarda çalistirilabilen Voodoo ve onu takiben Voodoo2
kartlar üretti. Arada firmanin ayni amaçla 2D ve 3D
uygulamalarda çalisan (yani ayrica bir ekran karti
gerektirmeyen) modeli Voodoo Rush pek basarili
olamamisti. Ardindan 2D ve 3D'nin basari ile uygulandigi
ama sinirli özelliklere sahip Voodoo Banshe geldi. Simdi
de firma Voodoo3 ile kullanicilarin karsisina çikiyor.
Matrox firmasi ise G100 ve G200 islemcilerinden sonra
simdi de G400 islemcili modellerini piyasaya sürüyor.
Bir zamanlar piyasanin lideri olmasina karsin 3D
grafiklerde pek basarili olamayarak geri plana düsen S3
firmasi ise tekrar toparlanmak için bu alanda ürettigi
Savage islemcisinin ardindan Savage4 islemcisini
çikardi.
ATI ise yarisa Rage serisinin son üyesi Rage 128
islemcilerle katiliyor. Islemcileri ile bildigimiz Intel
firmasi, i740 islemcisi ile gruba dahil oldu ama bu ucuz
islemci oyun severler tarafindan eksik özellikleri ile
pek ragbet görmedi. Firma bunun ardindan henüz yeni b ir
grafik islemcisi çikarmasa da üzerinde çalistigi
biliniyor.
1.3.2.3 Sabit Disk (Hard Disk) Sürücü
Sabit disk bilgisayarinizin "veri merkezi"dir. Tüm
programlariniz ve verileriniz burada saklanir. CDROM,
teyp yedekleme birimi, disket gibi baska veri depolama
ortamlari da vardir ama sabit diskler, genelde hepsinden
daha yüksek kapasiteli olabilmeleri, daha hizli olmalari
ve bilgisayar içinde sabit olmalari nedeniyle
digerlerinden ayrilir. Yillar boyunca sabit disklerin
kapasiteleri, hizlari ve fiyatlarinda büyük
degisiklikler oldu. 15 yil önce 10 MB'lik bir disk 1000
$'a alinabilirken, bugün 65 GB'lik (yani 6500 kati
kapasiteye sahip) bir sabit disk 180 $ civarinda

Sabit disk içinde metalik bir maddeden yapilmis, ama
üzerindeki manyetik kaplama sayesinde yazilip okunabilen
bir veya daha fazla üst üste dizilmis disk plakasi
vardir. Bu plakalar sabit bir hizda dönerken alttan ve
üstten disk plakasi üzerine oturan okuyucu kafalar, disk
plakasi üzerine bilgi yazar veya yazilmis bilgileri
okur. Yani sabit diskte, diger çogu donanim aygitinin
aksine hareketli parçalar vardir.
Disk üzerindeki veriler, silindirler (cylinder), izler
(track) ve bölümler (sector) halinde düzenlenir.
Silindirler, diskin yüzeyindeki konsentrik izlerdir.
Yani bir diskteki tüm disk plakalarinin arka ve ön
yüzeyinde birbirine denk gelerek sütun olusturan her bir
izin olusturdugu bu sütuna silindir adi verilir. Iz ise
sektörlerden olusur ve sektörler bir dis kin 512
byte'lik en küçük birimidir.
Bir diskin hizini belirleyen çesitli faktörler:
1. 1. Dönüs hizi (devir/sn): Her disk
belli bir hizda döner. Günümüzde IDE arabirimini
kullanan çogu disk 5400 devir/sn hizinda dönerken yakin
zamanlarda 7200 devir/sn IDE diskler de yayginlasmaya
baslamistir. Hizli SCSI disklerde ise 10 bin devir/sn'ye
ulasilabilir
2. 2. Iz basina sektör sayisi: Bir
diske bilgi yazilirken disaridan baslanip içeri dogru
ilerlenir. Dis izler dogal olarak daha uzundur ve
üzerlerinde daha fazla sayida sektör vardir. Oysa diskin
dairesel sekli nedeniyle her iz kafa altindaki tam bir
turunu ayni sürede tamamlar. Bu da dis izlerdeki
sektörlere bilgi yazmak veya okumak için daha hizli
erisildigini gösterir.
3. 3. Erisim süresi (access time): Ayni
dosyanin veya çalistirilmak istenen programin parçalari
farkli izlerde olabilir. Erisim süresi kabaca, aranan
bilgilere ulasilmasi için bir izden digerine, bir
kafadan digerine ve bir sektörden digerine geçilerek
aranan bilginin yer aldigi sektörün okunmasina kadar
geçen ortalama süredir ve milisaniye cinsinden ölçülür.
4. 4. Dahili Veri Transfer Hizi: Amaç
diske veri göndermek ve diskteki verileri almak olduguna
göre, transfer hizi bir diskin performansini belirleyen
en önemli faktörlerden biridir. Dahili transfer hizi,
disk plakalari üzerinden okunan bilgilerin, disk
üzerindeki tampon bellege, disk disina gönderilmeye
hazir halde aktarilmasi isleminin hizidir. MB/sn
cinsinden ölçülür.
5. 5. Kullanilan Arabirim: Diskten
çikan veriler, islenmek üzere bellege gider demistik.
Iste bunun için bir arabirim kullanilir. Artik IDE
disklerde saniyede 33 MB veri aktarimi yapan Ultra
DMA/33 veri yolu standardi kullaniliyor. Oysa okunan
bilgi diskin tampon bellegine yeterince hizli veri
aktarimi yapilmazsa bu kapasitenin pek bir önemi yoktur.
Çünkü, diskin tampon bellegine daha yavas bir sürede
bilgi aktarilirken bu veri yolu atil kalir. Bu yüzden
16,6 MB/sn kapasiteye sahip ATA-2 disklerden Ultra
DMA/33 disklere geçildiginde disklerin hizi iki kat
artmamistir. Çünkü, diskin dahili transfer hizi daha
önemlidir. Ayni sekilde bugünlerde Ultra DMA/66-100
disklere geçilmistir. Bu da yine disklerin iki kat
hizlanacagini göstermemektedir. Yine de yeni standartlar
piyasaya hakim olmaktadir ve hizi belirleyen diger
faktörlerde de iyilesme olmaktadir.
Master/Slave: Bir ana kart üzerinde iki IDE portu vardir
ve her birine ikiser depolama aygiti baglanabilir
demistik. Bu portlardan biri birincil (primary) digeri
ikincil'dir (secondary). Bu portlardan birine iki aygit
baglanacaksa birisi ana aygit (master) digeri ikincil
aygit (slave) olacaktir. Bu aygitlar dört adede kadar
sabit disk olabilir veya ana sabit disk disinda
bunlardan biri veya birkaçi yerine CD-ROM sürücü, CD
yazici, DVD sürücü baglanabilir. Bir sistemde ayni IDE
kablosu üzerinde iki disk varsa bunlardan biri master,
digeri slave olacaktir. Çünkü normalde isletim sistemi
ana sabit diske yüklenir ve buradan açilir. Bu
ayarlamayi diskin arkasindaki bir jumper sayesinde
yapariz. Diskin üzerinde jumper hangi konumdayken diskin
master, hangi konumdayken slave oldugu yazar. Ayni
kural, ayni kablo üzerinde bir disk, bir CD sürücü veya
CD yazici varken de geçerlidir. Ayrica bilgisayarda
kullanilan ses karti üzerinde bir üçüncü IDE kanali
olabilir.
1.3.2.4 Teyp Yedekleme Birimleri
Genellikle
önemli ve çok sayida verinin bulundugu bilgisayar
sistemlerinde kullanilir. Bankalar ve büyük hacimli is
yerleri buna en güzel örnektir. Bilgilerin önemliligi ve
çoklugu, disk/disket gibi yedekleme alternatiflerini
güvenlik ve kapasite açisindan ortadan kaldirmaktadir.
Örnegin, bir bankada ya da benzeri bir is yerinde
olusturulan günlük verinin 100 MB civarinda oldugu
düsünülürse, veriler sikistirilarak diskete alinsa bile,
ortalama 50 adet disket gerekecektir. Çogu teyp
yedekleme birimi, gerek veri sikis tirma gerekse diger
tekniklere basvurarak, 1GB'a kadar veri
yedekleyebilirler. Günümüzde bu deger daha da artmistir.
Bu durum da yedekleme birimlerinin disketlere göre ne
kadar pratik oldugunu göstermektedir.
Yedekleme birimleri ile gelen teyp yedekleme
yazilimlari, yedekleme isleminin kolayca yapilmasini
saglamaktadirlar. Bu tür yazilimlarin, hem kullanimi
daha kolaydir hem de performanslari iyidir. Ancak, çogu
yedekleme birimi DOS ortaminda çalismaktadir. Bu
nedenle, Windows arabirimi olan yedekleme yaziliminin
sundugu arka plan çalisma seçeneginden yoksundur. Arka
plan çalisma seçenegi, zamanini yedeklemeye ayirmak
istemeyenler için idealdir.
Teyp yedekleme birimleri harici ve dahili biçimde
olabilmektedir. Eger bilgisayar sisteminin bos bir
sürücü yuvasi varsa, buraya kolayca takilabilecek dahili
bir teyp yedekleme sürücüsü, uygun bir çözümdür.
Dahili teyp yedekleme birimlerinin çogu, disket sürücü
ile ayni arabirimi kullanir.
Harici yedekleme birimlerinin iki modeli vardir. Birisi,
bilgisayar üzerine takilan bir arabirim yardimi ile
kullanilir. Digeri ise, dogrudan paralel porta takilarak
kullanilan modeldir. Bu modelde arabirim kullanilmadigi
için performans düsmektedir. Ancak, tasinabilir olmalari
bir avantaj sayilabilir.
Yedekleme için, teyp yedekleme sürücülerinin disketleri
diyebilecegimiz kasetler (data kartus) kullanilir.
Kasetlerin de, disketlerde oldugu gibi, veri kaydetmeden
önce formatlanmalari gerekir.
Kasetlerin bozulmasini engellemek için dikkat edilmesi
gereken bazi noktalar:
. � Kasetleri çok nemli ortamlarda
birakmayin. Kaset içindeki manyetik serit, nemden
birbirine yapisabilir.
. � Dogrudan günes isigina ve isiya
maruz birakmayin. Bu sekilde, manyetik serit zarar
görebilir.
. � Kaset içindeki manyetik seride
kesinlikle dokunmayin.
. � Kasetleri duman, toz, statik
elektrik gibi etkilerden korumak için özel koruyucu kabi
içinde saklayin.
. � Kasetleri manyetik ortamlardan
uzak tutun.
. � Son olarak da kasetleri
periyodik olarak güncelleyin. Bu islem, saklanan
bilgilerin güvenligi açisindan gereklidir.
1.3.2.5 Yazici (Printer)
Yazicilar, bilgisayar ortaminda üretilen sekil, grafik
ve yazilarin kagida aktarilmasini saglayan araçlardir
Her yazici, kendine özgü bir mikroislemci ve sinirli
sayida karakter depolamasina olanak saglayan bir tampon
bellek tasir.
Yazicilarin siniflandirilmasinda temel ölçüt,
karakterlerin basiminda kullanilan teknolojik
farkliliktir. Bir yazicinin kalitesini belirleyen
ölçütler ise, baski hizi ve birim alandaki nokta
yogunlugudur. Renkli baski yapabilmesi de yazici
kalitesini belirleyen bir ölçüt haline gelmektedir.
Baski hizi, saniyede basilan karakter sayisi ya da lazer
yazicilarda oldugu gibi, dakikadaki sayfa sayisi ile
ölçülür.
Çesitli türdeki yazicilar bilgisayara paralel ya da seri
olarak baglanabilir. Bu baglantiyi saglayan arabirimler
vardir. Seri baglanti, halen bazi yazicilarda
kullanilmasina ragmen, çok yavas oldugu için, daha hizli
olan paralel baglanti tercih edilmektedir.
Bilgisayar-yazici baglantisinda, veriler tek yönlü
(bilgisayardan yaziciya) olarak iletilir. Bilgisayar ile
yazici arasinda bilgilerin yani sira kontrol isaretleri
de yollanmaktadir. Bu isaretler kullanilarak, yazici ile
bilgisayar arasinda senkronizasyon ve islem durumlari
hakkinda bilgi alis verisi saglanir. Örnegin, yazicida
kagidin bittigi bilgisayara bildirilerek, kullanilan
programin kullaniciyi uyarmasi saglanir.
Yazici teknolojileri, gün geçtikçe daha hizli, daha çok
renk verebilen, daha çok noktadan olusan ve kaliteli
çikis verebilen ürünler ortaya koyabilmek için
yarismaktadir.
Yazicilar, farkli ihtiyaçlari karsilayabilecek sekil ve
modellerde üretilmektedir. Bunlar, nokta vuruslu
(matris), mürekkep püskürtmeli (InkJet) ve lazer
yazicilardir.
Nokta Vuruslu (Matris) Yazicilar:
.
Yazici
türleri içinde en yaygin kullanilanidir Igneli yazici
olarak da bilinir. Nokta vuruslu yazicilarin yazma
kafasi, bir matris seklinde dizilmis küçük ignelerden
olusur. Nokta vuruslu yazicilarda bir karakterin kagida
basilmasi, yazma kafasi içindeki ignelerin bilgisayardan
gelen sinyallere bagli olarak hareket etmesi ile olusur.
Igneler, elektro miknatislarin yardimi ile öne çikarak,
gergin duran mürekkepli bir serit üzerinden nokta nokta
vuruslarla bir karakteri tanimlar. Bu sekilde, serit
üzerinden kagida karakter basilmis olur. Bu yazicilarda
kaliteyi belirleyen faktör yazma kafasi içindeki
ignelerin sayisidir. 9, 18 ve 24 ignelik yazicilar
bulunmaktadir. Bugün 9 ve 18 igneli yazicilar da
kullanilmakla birlikte, 24 igneli matris yazicilar daha
çok tercih edilmektedir. Igne sayisinin artisi, tek bir
karakteri daha fazla nokta vurusu ile olusturmayi,
dolayisiyla birim alana daha fazla nokta sigdirabilmeyi
saglar. Bu ise, igne sayisinin artmasi ile kalite
arasindaki paralelligi ortaya koymaktadir. 9 igneli
yazicilarda ortalama çözünürlük, 216 x 240 dpi (dot per
inch/ inç basina nokta sayisi) kadardir.
Tüm yazicilarda oldugu gibi nokta vuruslularda da bir
tampon bellek bulunmaktadir. Nokta vuruslular için bu
bellek genel olarak 4KB ile 32KB arasindadir.
Karakter çesitliliginin olusturulmasi, bold karakterler
için, ayni alana ignelerin çift vurus yapmasi ile,
italik harfler için ise, farkli bir igneler matrisi
kullanilmasi ile gerçeklesir. Bu nedenle matris
yazicilarda karakter (font) sayisi çok azdir.
Son yillarda nokta vuruslu yazicilarin renkli olanlari
da üretilmistir. Yazma seritleri birkaç renkten olusan
bu modeller, özellikle renk gerektiren grafikler için
kullanilir. Genellikle kirmizi, sari ve mavi bantlar
tasiyan serit, degisik renkler gerektiginde, ikinci bir
motor yardimi ile asagi yukari hareket ettirilir. Ancak
bu sekilde iyi bir renk kalitesi alma olanagi yoktur.
Renkli matris yazicilar, yogun renk kalitesi
gerektirmeyen islerde kullanilabilir.
Nokta vuruslu yazicilar, normal kagit
kullanabilmelerinin yansira, kenarlarinda delikler
bulunan ve "sürekli form" adi verilen özel kagitlara da
baski yapabilmektedir. Nokta vuruslu yazicilar, fatura
kesmek gibi çok kopya gerektiren baski islemleri için
idealdir.
Mürekkep Püskürtmeli (InkJet) Yazicilar:
Bu
yazicilar, yazma kafalari delikler matrisinden olusan
yazicilardir. Bu yazicilarin yazma kafasinin ardinda
özel bir mürekkep içeren hazne bulunur. Bu hazneye
kartus adi verilir. Kartustaki mürekkebin özelligi ise,
manyetize edilebilmesidir. Bilgisayardan gelen komutlara
bagli olarak haznenin belli bölgeleri manyetize edilir.
Içerdeki sivi mürekkep, bu bölgelere denk düsen
deliklerden disari firlatilir. Isitilarak firlatilan
mürekkep kabarcigi dogrudan dogruya kagit üzerine
yapisir. Mürekkep püskürtmeli yazicilar, yazma kafasi
bakimindan, igneler matrisinden olusan nokta vuruslu
yazicilardan temel olarak ayrilirlar. Diger yandan nokta
vuruslu yazicilar ile benzesen yönleri de vardir.
Bunlardan ilki özellikle mürekkep kullanma sekilleridir.
Digeri ise yazilari karakter karakter basmalaridir.
Püskürtmeli yazicilarin nokta vuruslulara göre en önemli
üstünlükleri baski kaliteleridir. Ancak yine de bir
lazer yazici kadar iyi baski yapamamaktadir. Nokta
vuruslularda oldugu gibi, karbon kagidi ile baski
çogaltmaya olanak vermez.
Mürekkep püskürtmeli yazicilarda renkli baski da
yapilabilmektedir. Temel üç renk, üst üste ayni noktaya
basildiginda diger renkler elde edilir. Bazi modeller
disinda renkli ve siyah kartuslar ayri ayri
bulunmaktadir. Mürekkep püskürtmeli yazicilarin
çözünürlügü ise, 75 ile 600dpi arasinda degismektedir.
Püskürtmeli yazicilarda bulunan tampon bellek, l6KB ile
4MB arasindadir.
Lazer Yazicilar:
Lazer
yazicilar, su ana kadar üretilenler içinde, hizli ve
kaliteli baski yapabilen, en iyi yazicilardir.
Üretildiginden beri masaüstü yayincilik alaninda
vazgeçilmez bir araçtir. Bu yazicilardan, matbaa
kalitesinde çikis alinabilmektedir. Özellikle aydinger
ya da asetat üzerine çikis alinabilmesi önemli bir
özelligidir. Çünkü bu yolla baski öncesi hazirlik
asamalarinin yerine getirilmesi saglanabilmektedir.
Lazer yazicilar, fotokopi makinelerine benzemektedir.
Lazer yazicilarda da fotokopi makinelerinde oldugu gibi
toner kullanilmaktadir.
Toner tanecikleri, bilgisayardan gelen veriler yardimi
ile kagit üzerine basilir. Herbir toner taneciginin bir
noktadaki yogunlugu çözünürlügü ifade etmektedir.
Çözünürlük, dpi (dot per inch/ inç basina nokta sayisi)
olarak gösterilen bir degerdir. Bugün yaygin olarak 600
dpi'lik lazer yazicilar kullanilmaktadir.
Yazicinin belleginde olusturulan sayisal sayfa görünümü,
lazer tabancasi yardimi ile tambur üzerine aktarilir.
Tamburun, lazer isiniyla manyetize edilen bölümlerine
toner yapisir. Bu sekilde, tambura degen kagit üzerinde,
istenilen karakter ve grafikler olusur.
Lazer yazicilarin sessiz çalismalari, kalite ve
hizlarinin yaninda en büyük özellikleridir. Lazer
yazicilarin bir dezavantaji, sürekli form
kullanamamasidir.
Bu
yazicilarin hizi, ppm (page per minute/dakikadaki sayfa
sayisi) ile ölçülür. Diger yazicilarda oldugu gibi lazer
yazicilar da bir mikroislemci ve bellek tasimaktadir.
Bellek 512KB ile 4MB arasinda degismektedir.
Lazer yazicilarin renkli baski yapabilenleri de
üretilmektedir.
1.3.2.6 Çiziciler (Plotter)
S tandart
bir yazici ile çizilmesi mümkün olmayan resim ve
grafiklerin çizilmesi için kullanilan bir çikti
aygitidir. Özellikle mühendislik ve mimarlik alanlarinda
ayrintili planlar ve karmasik tasarimlar için kullanilan
çiziciler, bilgisayara seri porttan baglanir. Çizicinin
bütün yazicilardan temel farki, baski yaparken
kullandigi araçtir. Yazicilar kagidin üzerine birtakim
harf ve karakterleri ya da noktalari basarken, toner ya
da mürekkep kartusu kullanir. Çiziciler ise, kagidin
üzerine sekilleri çizmek için bir kalem kullanir. Bu
kalem çesitli renklerde olabilir.
Çiziciler, yazicilardan çok daha büyük boyutlardaki
kagitlara baski yapabilir. Standart bir çizici kagidinin
boyutlari, 21.59x27.94 cm ile 91.44x121.92 cm
arasindadir.
Çiziciler daha çok CAD (Computer Aided Design/Bilgisayar
Destekli Tasarim) yazilimlari tarafindan
desteklenmektedir.
Bilgisayardan gelen verilere göre, çizicideki kalemlerin
hangi noktadan çizmeye baslayip hangi noktada
duracaklari belirlenir.
Iki tür çizici çesidi vardir:
Drum Çizici:
Çizim sirasinda kagit da kalem gibi hareket eder. Drum
çizici modelleri, daha büyük kagitlarla çalisma olanagi
tanir.
Flatbed Çizici:
Bu
çizicilerde kagit sabittir. Kagidin sabit tutuldugu
modellerde, çizimler daha hassas ve kesindir.
1.3.2.7 Ses Kartlari
Ses
kartlari, bilgisayarlarda bir zamanlarin beeep sesinin
ötesinde, olaganüstü sesler sunabilen kartlardir.
Bilgisayar hoparlöründen çikan basit sistem sesleri de
ses kartlari yardimiyla yükseltilebilir. Ses kartlarinin
harici hoparlörleri bulunmaktadir. Ses kartlari, genel
olarak 8 ve 16 bitlik olabilmektedir. Bunlara, Sound
Blaster ve Sound Blaster16 örnek verilebilir. 32 ve 64
bitlik ses kartlari da bulunmaktadir. Her alanda oldugu
gibi bu alanda da çesitli standartlar vardir. Ses
kartiniz Sound Blaster ise hiçbir uyum problemi
çikarmadan kullanilabilir. Hemen hemen tüm bilgisayar
programlari Sound Blaster'i desteklemektedir. Sound
Blaster'dan sonra gelen ses karti standardi ise
Adlib'dir.
Ses kartlari, bilgisayarlarin birkaç ses çiktisi
verebilen özel ses birimleri haline gelmistir. Ayrica
bir mikrofon ya da bir müzik aygitindan girilecek sesler
bilgisayar üzerine islenebilir. Çikis güçleri ortalama
3-5 Watt arasindadir.
Gelismis ses kartlari yardimi ile bilgisayara sesle
kumanda etme olanagi da ortaya çikmaktadir. Sound
Blaster16 Pro ile gelen bir yazilim yardimi ile windows
ortaminda tüm komutlar sesli olarak verilebilir. Ancak
bir sesin tanimlanmasi hiç de kolay degildir. Örnegin
bir komutun uygulanmasi için, komutu veren kisinin çok
farkli sekillerde o komutu tekrar etmesi gerekmektedir.
Ancak gelismekte olan teknoloji, bu sorunlari asarak
bilgisayarlarin sesli kontrol edilecegi günleri
müjdelemektedir.
Ses kartlari, gelisen oyunlar ve windows'un sundugu
olanaklar ile birlikte bir bilgisayar için vazgeçilmez
olmaktadir. Ses kartlari ile birlikte video / grafik
uygulamalarinin gelismesi ile çoklu ortam (multimedya)
kavrami dogmustur.
Çoklu ortam metin, ses, grafik ve videonun bir arada
kullanilmasidir. Çoklu ortam, yakin vadede bir
bilgisayar için vazgeçilmez bir standart halini
almaktadir.
1.3.3 ILETISIM BIRIMLERI
Iletisim birimleri, bilgisayarin klavye ve fare
disindaki diger bilgisayarlara ve elektronik aletlere
bilgi göndermeye ve onlardan bilgi almaya yarayan, bilgi
alisverisini saglayan birimleri, seri ve paralel giris
-çikis birimleridir.
Bilgisayarlarda iletis im, seri ve paralel olarak
gerçeklesmektedir.
1.3.3.1 Seri Iletisim
Bilgisayara verileri bir dizi seklinde göndermek ve ayni
sekilde almak için olusturulmus bir giris/çikis
kapisidir. Seri çikis, bir kablo üzerinden verileri bir
sira halinde, her seferinde 1 bit olmak üzere yollar.
Verilerin transfer edildigi kablolar iki tanedir. Bu
sekilde bir kablodan veri gönderilirken digerinden veri
alinabilir.
Seri giris -çikislara modemler, fareler ve yazicilar
baglanir. Iki bilgisayar arasina bir seri iletisim
kablosu baglayarak, bunlar arasinda veri transferi
gerçeklestirilebilir. Seri giris -çikislar kisaca COM
Port (Communication Port/Iletisim Portu) olarak
adlandirilirlar. Bir bilgisayarda birden fazla seri
giris -çikis bulunabilir. Bu çikislar COMl, COM2, vb.
diye adlandirilir.
Standart bir bilgisayarda, artirilabilmekle birlikte,
çogunlukla iki adet seri giris -çikis bulunmaktadir.
Bilgisayarin seri giris -çikislar RS-232C (Electronics
Industries Association Reference Standard 232 version C)
olarak bilinen uluslararasi standartla uyumludur.
Seri giris -çikis konnektörleri, 9 ve 25 pinlidir.
Hand Shake: Bilgisayar ile çevre birimleri arasindaki
gerekli iletisimin saglanabilmesi için, veri
alisverisinden önce yapilan hazirlik isaretlesmesine el
sikisma (hand shaking) denir.
1.3.3.2 Paralel Iletisim
Seri giris -çikislarda oldugu gibi paralel çikislarda da
veri gönderilir. Ama bir seferde 1 byte, her biri 1 bit
olmak üzere 8 kanaldan gönderilir. Bitler ayni anda
gönderildiginden, kablo üzerinde birbirlerine paralel
olarak gönderilmis gibi olur. Paralel giris -çikis,
adini da bu durumdan almaktadir.
Ilk olarak Centronics firmasi tarafindan gelistirilen
paralel giris -çikislar, Centronics arabirimi" olarak
adlandirilmistir.
Paralel çikislara genellikle yazicilar baglanmaktadir.
Bu çikislar LPTl, LPT2, vb. diye adlandirilir.
Bilgisayarlarin çogunda tek bir paralel çikis (LPT1)
bulunmaktadir.
Seri giris -çikisa göre daha hizlidir. Ancak kablo
uzunlugu arttikça, paralel çikislarin güvenilirligi
azalir. Aradaki mesafenin uzamasi, paralel olarak
gönderilen verilerin birbirleriyle karismasi (crosstalk)
olasiligini artirir. Bu nedenle, yazici kablolari
belirli bir uzunlugu asmaz. Uzun mesafeli veri
iletisiminde ise seri çikislar tercih edilmektedir.
1.3.3.3 Modemler
Modem, sözcük yapisi olarak, modülator ve demodulator
sözcüklerinin ilk hecelerinin bir araya gelmesiyle
olusmustur. Modemler, dogrudan ya da telefon hatti ile
bilgisayarlari birbirlerine baglar. Böylece dünyanin her
yerindeki bilgisayarlar birbirleri ile veri alisveris
inde bulunabilir.
Modemlerin hizlari, bps (bits per second/saniyede
aktarilan bit sayisi) olarak ölçülür. Standart olarak,
300, 1200, 2400, 4800, 9600, 14400, 28800, 33600, 56000
bps siralamasi geçerlidir. Günümüzde 2400 bps'in altinda
modem kullanilmamaktadir. Çok hizli bir modem bile ancak
telefon hattinin izin verdigi hizda baglanabilir. Su
anki telefon hatlari ile en fazla 28800 hizinda
baglanilabilmektedir.
Modemlerde iletisimi belirleyen unsurlar arasinda, hizin
yani sira protokoller de vardir. Bunlar, yazilim ya da
donanim ile saglanan sikistirma (compression) ve hata
düzeltme (error correction) protokolleridir. Bu
protokollerden en yaygin kullanilanlari söyledir: Hata
düzeltme, MNP2-4 (Microcom Networking Protocol) / v.42;
sikistirma ise MNPS / v.42bis'tir. MNP2-4 protokolü hat
gürültüsü (line noise) oldugunda etkin kullanim saglar.
v.42bis protokolü ise, metin ya da kolay sikistirilan
dosyalarin transferinde etkin kullanim saglar.
v.42bis'in dosyalari, ARJ ya da ZIP dosyalari kadar iyi
sikismis degildir. Bu nedenle daha çok ARJ ya da ZIP
dosya türleri tercih nedeni olur. v.42bis protokolünün
bir baska özelligi ise, modemlerin daha hizli
görünmesini saglamasidir. Örnegin 14400 modem 57600 bps
gibi görünür.
Modemler ilk ortaya çiktiginda, sadece veri transferini
saglamaktaydi. Günümüzde ise modemler kullanicilara faks
islevini de sunmaktadirlar. Faks/modem kartlari,
standart bir faks cihazi ile yapilabilecek islerin ve
birçok durumda daha fazlasinin da yapilmasini
saglayabilecek isleve sahiptir. Faks/mo dem kartlari,
Class1 ve Class2 olarak iki grupta ele alinir. Bugün
yararlanilan faks programlari oldukça gelismistir. Bu
programlarin islevlerine, bir veritabanina girilmis
numaralara sirayla faks çekebilme, her birine özel
islemler yapabilme, mesgul olan numaralarin tekrar
aranmasini saglama ve gelen fakslardan veri toplayabilme
isleri örnek olarak gösterilebilir. Tüm bunlarin
yapilabilmesi, kullanilan yazilimin gelismisligine
baglidir.
14400 bps ve üstü modemlerin birçogu son zamanlarda ses
destegi de saglamaktadir. Bu modemler özel yazilimlar
ile bir telesekreter gibi kullanilabilir. Hatta
etkilesim olarak hizmet verenleri de vardir. Bu tür
modemler yoluyla yönlendirilebilen ses uygulamalari
gelistirilebilir. Bu islem ise, kullanicilarin
yapacagiseçimler dogrultusunda gerçeklestirilir.
Örnegin, yapilacak seçim dogrultusunda, kullanicilarin
gelen mesajlari dinlemesi saglanabilir.
Modemler, dahili (Internal) ve harici (External) olmak
üzere iki çesittir.
Dahili Modemler:
Dahili
modemler, bilgisayara takilan diger kartlar gibi, kasa
içinde bir yuvaya takilir. Modem kartinin üzerindeki iki
çikistan biri telefon hattina, digeri ise telefon
aygitina baglanir.
Harici Modemler:
Harici
modemler ise, ayri bir aygit seklindedir. Bu nedenle,
bilgisayara, seri çikislarin birinden ara kablo yardimi
ile baglanir. Bilgisayarin disinda olduklarindan
elektrigi bilgisayardan alamazlar. Bu nedenle bir
adaptörleri vardir. Baglanti islemi, telefon hattinin
modeme ve modemden de telefon aygitina baglanma yoluyla
gerçeklesir.
1.4 BILGISAYAR YARDIMCI KARTLARI
1.4.1 ETHERNET KARTLARI
Ethernet
kartlari network sistemlerinde kullanilan bilgisayarlar
(terminaller ve ana bilgisayarlar) arasindaki iletisimi
saglayan devrelerdir. Ethernet kartlar 8, 16 ve 32
bit'lik olabilmektedir. Ethemet kartlari çesitli
bölümlerden olusmaktadir. Bu bölümler: UTP (Unshielded
Twisted Pair) Port: Bir kablo baglanti çesididir. Bu
kablo yardimiyla yapilan, bilgisayarlar arasi baglanti
ana bilgisayara bagli dagitici aygitlar (multiplexer)
yardimiyla terminallere dagitilir. Led Indicators: Bu
isiklar (led) yardimiyla giden-gelen veriler, çakisma,
kablo kopuklugu gibi durumlar gözlenir. Socket For
Optional BootROM: Sistemin ethernet kart üzerine takilan
bir ROM devre yardimiyla açmasini (ana bilgisayara
baglanmasi) saglayan BootROM' un takildigi yuvadir. BNC
Port: Yaygin olarak kullanilan bir baglanti çesididir.
Kisa mesafelerde kullanilir ve ucuzdur. Çesitli
bilgisayarlarin ayni hat üzerinden seri olarak
baglanmasini saglar.
Jumper ayarlari: Ethernet kartlar üzerinde çesitli
jumper ayarlari bulunmaktadir. Bu jumper ayarlari
BootROM seçimi, kablo mesafesi, IRQ, I/O base adress v.b
ayarlamalar içindir. Bazi ethernet kartlarda jumper
bulunmamaktadir. Yapilacak ayarlamalar, kartla birlikte
gelen bir setup yazilimi yardimiyla yapilir.
1.4.2 SCSI ARABIRIMI KARTI
SCSI (Small
Computer System Interface), bir disk arabiriminin
ötesinde çok çesitli çevre biriinlerini denetleyen bir
aygit yöneticisidir. SCSI, kendi üzerindeki BIOS yardimi
ile bilgisayarin BIOS'undan bagimsiz olarak çesitli
çevre birimlerini yönetmektedir. SCSI, CD-ROM, Sabit
Disk, Disket Sürücü, Teyp Yedekleme Birimi gibi ard arda
baglanmis 7 adet aygiti denetleyebilir.
1.4.3 TELEVIZYON VE RADYO KARTLARI
Bu kartlar
takildiginda bilgisayardan televizyonu seyredebilir ve
radyo dinleyebilirsiniz. TV ve Radyo karti ayri birer
kart olabildigi gibi tek bir kart üzerinde ikisi de
olabilmektedir. TV karti ile görüntüler resim olarak
yakalanabilir. Ayrica kamera baglanip görüntü
aktarilabilir ve video konferans yapilabilir.
1.5 BAZI DONANIMLARIN PÜF NOKTALARI
1.5.1 SABIT DISK PÜF NOKTALARI
. • Sabit diskler darbelere karsi
son derece duyarlidir. Bir disk 10 cm'den düsse bile
hasar görebilir. Bu durumda disk kafasi disk plakasi
üzerinde ziplar ve küçük partiküller koparir. Bu
partiküller disk içinde dagilarak kafanin daha fazla
ziplayip zamanla daha fazla zarar olusmasina yol açar.
Bu da disk üzerinde yazilan bilgilerin okunamamasina,
hatta isletim sisteminin (yani bilgisayarin)
açilmamasina yol açar. Bu yüzden bilgisayarnizi
darbelere karsi korumali, disk söküp takarken dikkat
etmelisiniz.
. • Yeni bazi disklerde darbe
koruma sistemi vardir. Bunlarda disk kafasi
süspansiyonludur. Bu tür diskler tercih edilebilir.
. • Bazi diskler (özellikle de
yüksek devirli olanlar) asiri isinabilir. Bu yüzden ve
diger aygitlar titresimli çalisabileceginden, diski kasa
içinde baska bir aygitla taban tabana yerlestirmemekte
fayda vardir.
.•
Disk üzerinde dosyalar çok daginik bir biçimde yer
alabilir. Çünkü bir dosya yazilirken ilk bos buldugu
sektöre yazilir. O yer dolarsa geri kalani baska bir
yerdeki sektöre yazilabilir. Çünkü arada yazilip
.silinen dosya ve programlar bosluklar yaratir. Bu da
diskten okuma hizini yavaslatir. Disk birlestirme
yazilimlari ("defrag" yazilimlari) bu sorunu ortadan
kaldirarak diskteki dosyalari yanasik düzen dizer.
Örnegin, Windows 9x ile birlikte Disk Defragmanter adli
böyle bir yazilim gelmektedir.
. • Diskler formatlanarak veri
yazilip okunmaya hazir hale getirilir. Her isletim
sistemi bunun için diskleri "cluster" adi verilen
mantiksal bölmelere ayirir. Dosyalar da bu bölmelere
yazilir. Örnegin, Windows 98'de artik 32K'lik bölmeler
kullanilmaktadir. Bu sisteme FAT32 adi verilir. FAT,
Dosya Atama Tablosu (File Allocation Table) anlamina
gelir. Yani bu sistem dosyalarin disk üzerindeki
adreslerini tutar. Ancak diskte bazen dosyalarda
bozulmalar olur ve dosya adresleri belirlenemez hale
gelir. Windows ile gelen ScanDisk veya ayrica satin
alinan Norton Disk Doctor ve Tiramisu gibi yazilimlar bu
hatalari bulup onarmaya çalisirlar. Bazen dosyalar çok
karisir, düzeltilemez. Diskin tekrar formatlanip isletim
sisteminin yüklenmesi gerekir. Bu yüzden isler çok
karismadan düzenli araliklarla (örnegin haftada bir)
ScanDisk ve Disk Defragmanter programlarini çalistirip
diski düzenlemekte fayda vardir.
. • Bir disk iki mantiksal bölüme
ayrilabilir. Böylece bir disk iki ayri sürücü halinde
ayri ayriformatlanabilir. Bunu Windows/Command
klasöründe gelen FDISK programi ile yapabiliriz. Ancak
hem formatlama hem FDISK islemi diskteki tüm bilgileri
siler.
.•
Bir diskteki dosyalari sildiginizde dosyalar degil,
aslinda adresleri silinir. Yani Norton Unerase gibi
programlarla silinen dosyalari geri kurtarmanin yolu
vardir. Ancak bu islem dosyanin silinmesi üzerinden çok
geçmeden yapilmalidir. Çünkü diske yeni dosyalar
yazildikça, adresleri silinen dosyalarin üzerine yazilip
bunlari kurtarilamaz hale getirilebilir. Neyse ki
Windows 9x'te sildiginiz dosyalar önce Geri Dönüsüm
kutusu adi verilen özel bir klasöre aktarilir. Bu kutuyu
bosaltmamissaniz, içindeki dosyalari geri alma sansiniz
vardir.
.1.5.2 BELLEK PÜF NOKTALARI
. • Bazi bellekler PC100 olarak
etiketlenmesine karsin bu standarda uygun degildir.
Sistem veri yolunuz 100 MHz ise (örnegin Pentium II 350
ve üzeri islemci kullaniyorsaniz) 6-8 nanosaniye
hizinda, kaliteli SDRAM bellek almaya özen gösterin.
Aksi halde sistem çökmeleri, Windows kurulurken hata
mesajlari ve uyumsuzluklar basgösterebilir.
.•
Farkli tipte bellekleri karma olarak kullanmanizi
önermeyiz. Çünkü sistem düsük hizda olanin hizina ayak
uydurur. Bunun ötesinde, uzun vadede bu belleklerin
dehidrasyona ugrayacagi, yani içlerindeki mikro
devrelerin asinip bellege zarar verecegi söyleniyor.
.•
Iki SDRAM bellek kullanirken bilgisayar açilmiyorsa
aralarinda bir bos yuva birakin.
.•
Günümüzde ortalama bir bilgisayarda yeterli bellek
kapasitesi 128 MB'a ulasti. Bellek kapasitesini
yükseltmek bilgisayarinizi hizlandirir.
.1.5.3 EKRAN KARTI PÜF NOKTALARI
. • Iyi bir ekran karti kullanicisi
olmanin püf noktasi yeni sürücülerini takip etmekten
geçer. Sagolsunlar, çogu firma neredeyse ayda bir yeni
sürücü çikarir. Üretici veya distribütör firmanin Web
sitesini sik sik ziyaret etmeyi unutmayin.
. • Ekran kartiniz için asil
sürücüyü üreten firma, kartin üreticisidir. Ancak kart
için islemci üreten firma da zaman zaman "generic", yani
o islemcinin bulundugu tüm kartlarda kullanilabilecek
sürücüler gelistirirler. Bu sürücüler bazen kartin daha
hizli çalismasini, bazen o ana kadar desteklenmeyen
oyunlari desteklemesini saglar. Öte yandan kartin
üreticisi de kendi sürücülerine kartina özgü eklentiler
yapar (ayarlar, TV çikis özellikleri vb. için). Yani
"generic" sürücülerle bu özellikleri kullanamama
olasiligi da var. En iyisi her iki tarafi da takip edip
sizin için en uygununu kullanmaktir.
. • Ekran kartinizi kurmayi iyi
ögrenin. Çünkü bazi kartlar basit bir setup programinin
çalistirilmasi ile kurulurken, bazilari epey zorlayici
oluyor.
.•
Ekran karti islemcileri de overclock edilir (normal
çalisma hizinin üstünde çalistirilir).Hatta yeni
kartlarin çogunda bu islem için gerekli yazilim kartin
sürücüleri ile birlikte geliyor. Ama kartin güvenilir
çalismasi açisindan bunu acemi kullanicilara önermeyiz.
.•
Çogu yeni grafik karti gerçek performansini güçlü bir
CPU ile gösterir.
. • Günümüzde iyi bir grafik karti
OpenGL API'sini tam anlami ile desteklemesinden
anlasiliyor. Bazen bir iki oyunda OpenGLAPI'sinin
kullanilmasini saglayan miniGL sürücüler (genelde kartin
islemcisini üreten firma tarafindan) çikiyor ama daha
kapsamli bir destek OpenG ICD olarak adlandirilan
sürücülerle geliyor. Bu yüzden OpenGL ICD sürücüsü
olmayan kartlar biraz küçümsenir.
. • Oyunlarin bazilari 16 bit renk
derinliginde çalisir, Windows'tan renk çözünürlügünü 16
bitegetirmeniz gerekebilir.
. • Normal Windows kullaniminda
Windows'un Denetim Masasi / Görüntü Özellikleri /
Ayarlar bölmesinden çözünürlük, tazelenme hizi ve renk
derinligi ayarlari ile oynayarak sizin için en uygun
ayar kombinasyonunu bulabilirsiniz.
.•
Yine tekrarlayalim: Ekran kartlari çok derin ve her bir
detayi ayri ayri incelenip hakkinda sayfalar dolusu yazi
yazilabilecek bir konu. Burada temel bilgiler aldiktan
sonra dergilerde yayimlanan yazilan takip etmeyi
unutmayin.
.1.5.4 MONITÖR (EKRAN) PÜF NOKTALARI
. • Iyi bir monitör, yüksek
çözünürlüklerde titresimsiz çalisir. 14 inç bir monitör
için 800x600, 15 ve 17 inç için 1024x768; daha üzeri
için 1280x1024 ve üzeri çözünürlükler önerilir. Bu
çözünürlüklerde tazelenme hizi 70 Hz'in altina
düsmemelidir (85 Hz olabilir).
. • Bir monitörün kalitesi, ayni
zamanda ekranin her tarafinda çizgileri düz
gösterebilme, renkleri dagitmama, metin ve grafikleri
net gösterebilme, renkleri canli gösterebilme
becerilerine baglidir. Önce üzerindeki dügmelerle en
uygun ayarlari yapilmalidir.
. • Bazen ekran kartiniz ile
monitörünüz uyusmayabilir. Bu durumda monitör
açilmayabilir veya destekledigi çözünürlükleri
göstermeyebilir. Monitörlerin de sürücüleri olabilir
(özellikle de iyi marka ismine sahip olanlarin). Bunlari
denemenizi, ise yaramiyorlarsa monitör ve ekran karti
üreticisinin Web sitelerinden bilgi almanizi öneririz.
Bazen Windows Registry bölümünde yapilacak bir ayar bu
sorunlari giderebilir.
. • Düz kare monitörler daha iyi
görüntü verir. Ayrica yansima önleyici kaplama, TCO 95,
MPRII gibi enerji ve ergonomi standartlari bir monitörün
kalitesi hakkinda fikir verir.